İnceleme etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
İnceleme etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25 Mart 2025

, ,

Osman Hasdemir'in "Pub Suretleri" Kitabı Üzerine

Osman Hasdemir ve Pub Suretleri kitabı

Osman Hasdemir, uzun süredir çeşitli edebiyat dergilerinde yayınlanan şiirlerini takip ettiğim bir şairdir. Dergi sayfalarından şahit olduğum şiir yolculuğunda her yeni şiirinde kendini yenileyen ve gelişen bir şair ile karşı karşı geldim. Yaklaşık iki yıl önce, Serazat Edebiyat'ın dördüncü sayısında kendisi ile ilk şiir kitabı olan "Yüksüz Göç Şarkısı" üzerine bir söyleşi gerçekleştirmiştim. Şairin ilk kitabı 2020 yılında yayınlanmıştı. İkinci şiir kitabı olan "Pub Suretleri" ise 2024 yılında okuru ile buluştu. Pub Suretleri'ni poetik bir pencerede değerlendirmeden önce sayılarla size tanıtmak istiyorum. Matruşka Yayınlarından çıkan kitap 18 şiir yer almaktadır. Kitap 102 sayfadan oluşmaktadır.

11 Mart 2025

, , ,

Aziz Mahmut Öncel'in "Nar" Şiirinden Hareketle Şairin Şiirde İç Gerçekliği Üzerine

Aziz Mahmut Öncel ve Pasaportsuz Türk şiir kitabı

Türk Edebiyatında eser incelemelerini önceki döneme ait büyük eserler ile kısıtlamak edebiyatın önceki dönem ile sonraki dönem arasındaki bağı koparacaktır. Bu durum ise eserlerin ortaya çıkış süreçlerini anlaşılmaz hâle getirecek, eserlerin dönem ve bulunduğu toplum ile ilişkisini anlamaya imkân vermeyecektir. Bu bağlamda Aziz Mahmut Öncel'in Pasaportsuz Türk kitabında dikkat çeken bir şiir olan Nar şiirini incelemek, bu şiir üzerinden günümüz toplumunu ve insan ilişkilerini değerlendirmek istiyorum.

18 Ocak 2025

, , , , , , ,

Antik Dönemden Modern Zamanlara Güzelliğin Yalınlığı ve Çirkinliğin Estetiği: The Substance Filmi Üzerine Bir Değerlendirme

The Substance filminin posteri

Platon antik çağın önde gelen filozoflarından birisidir. Düşünceleri ile dönemini ve döneminden sonra gelenleri etkilemiştir. Platon bu dünyayı görünen ve görünmeyen taraflarıyla ele almış, insanı ve insanın çevresiyle olan ilişkisini yorumlamıştır. Ona göre insan ruh ve beden olarak iki kısımdan oluşmaktadır. Yine ona göre ruh aşkın ve ölümsüz bir varlıktır. Bu görüşe göre beden ise ruhu çevreleyen bir kafes olarak ifade edilebilir. Platon'un "idealar âlemi" olarak nitelediği âlem beş duyumuz ile algılayamayacağımız bir alemdir. Bu âlem ruhun kaynağını oluşturmaktadır. Mutlak iyiliğin ve saflığın kaynağı da idealar âlemidir. Bu maddi âlemde kaynağını arayan ruh, yeterince saflaştıktan sonra yeniden kaynağına ulaşabilir, idealar âlemine dönebilir. 

21 Aralık 2024

, , ,

Hüseyin Karacalar’ın “Protokol Krizi” Şiiri Üzerine


Hüseyin Karacalar'ın Cevapsız Aramalar’ı benim için özel bir kitaptır. Kitabı çok defa okumama rağmen her okuyuşumda şiirlerden yeni anlamlar çıkardım. Hem bende uyandırdığı duygular ile hem de şiirlerdeki dil-biçim-üslup tarafları ile bende ve şiir serüvenimde yeni yollar işaret eden bir kitap oldu. 

"Protokol Krizi" şiiri Cevapsız Aramalar’dan bir şiir… Şu sıralar yeniden okuduğum şiirde, modern insanın gündelik hayatındaki absürt durumları, bürokrasiyi, toplumsal ilişkilerdeki yüzeyselliği ve bireyin iç dünyasındaki çelişkileri eleştirel bir dille ele almaktadır. 

Şiirin merkezinde, adından da anlaşılacağı gibi, "protokol" kavramı yer alıyor. Protokol kelimesi, törenlerde veya resmi durumlarda uyulması gereken kuralların genel adı olarak tanımlanabilir. Fakat Hüseyin Karacalar’ın şiirinde bu protokol kavramı, resmi bir tören ya da resmi kişilerin, kurumların ilişkileri gibi büyük ölçekli bir protokol değil, daha çok gündelik hayatta karşılaştığımız küçük düşürmeler, öncelik sıralamaları, "ben" merkezli tutumlar-tavırlar ve yüzeysel nezaket kuralları olarak karşımıza çıkıyor. Karacalar şiirinde, bu türden protokollerin ne kadar anlamsız ve insanı bunaltıcı olabileceğini bazen mizahi bazen de eleştirel bir dille vurgulamaktadır.

20 Ağustos 2024

, , , , , , , ,

Foucault’nun “Büyük Kapatılma” Kitabından Hareketle “Buzlar Çözülmeden" Filmi Üzerine Bir Değerlendirme

Büyük Kapatılma kitabı ve Buzlar Çözülmeden filminin afişi

Cumhuriyet döneminin önemli oyun yazarlarından birisi de Cevat Fehmi Başkut’tur. Oyun yazarlığının yanında gazetecilik mesleğinde de bulunan Başkut 1942 yılında ilk oyunu olan Büyük Şehir piyesini kaleme almıştır. Büyük Şehir oyunu 1942-1943 sezonunda İstanbul Şehir Tiyatrolarında sahnelenmiş ve sanat çevresinin büyük ilgisi ile karşılaşmıştır. Yazarın en bilenen eseri ise Buzlar Çözülmeden oyunudur. Oyun bugün bile birçok tiyatro topluluğu tarafından sahnelenmektedir. Başkut’un oyunları Türk Sineması içinde ilgi uyandırıcı olmuştur. Buzlar Çözülmeden oyunu sinemamızda iki defa filme uyarlanmıştır. İlk uyarlama ayın isimle, oyunun yazıldığı yıl olan 1965 yılında Nejat Saydam tarafından yapılmıştır. İkinci uyarlama ise Deli Deli Küpeli ismi ile Kartal Tibet’in yönetmeliğinde 1985 yılında yapılmıştır. Her iki uyarlama da dönemin “askeri darbe” sonrası yıllarına denk gelmektedir. Söz konusu eser Türk tiyatrosu içinde önemli bir konuma sahiptir. Başkut eserinde komedi ve trajedi unsurlarını ustalıkla işlemiştir. Bu yönüyle politik metinlerin sıkıcı atmosferinden eserini uzaklaştırmayı başarmıştır.

31 Temmuz 2024

, , ,

Yapay Zekâ Bağlamında Sanatçı ve Sanat Eseri

İnsanın yaratıcı ve yenilikçi düşünceleri, bu düşünceleri ifade ediş biçimi doğrudan sanatla temas halindedir. Sanat ve sanatçı hayatın diğer alanlarına kapı açmış, dünyaya farklı bakış açılarından bakabilmeyi olanaklı kılmıştır. Sanatçı ile çevresi arasında çok yönlü bir ilişki vardır. Bu çerçevede sanatçı hem içinde yaşadığı çevreyi etkilemekte hem de söz konusu çevreden etkilenmektedir. Ortaya çıkan sanat eserlerinde de söz konusu ilişkilere ait çeşitli izlere rastlamak mümkündür.  Sanat bu yönü ile değerlendirildiğinde bireyin yaşantısının, eşya ve hadiseleri yorumlayışının ve bilişsel-duyuşsal özelliklerinin eyleme dönük hâli olarak yorumlanabilir. Sanatı ortaya koyan sanatçı ise yaptığı, fiile döktüğü herşeyiyle yeniden oluşturan ve gerçekliği yerinden edip kendi gerçekliğini ikame edebilen kişidir. 

Buraya kadar sanatın ve sanatçının hayatın içinde olan taraflarını ele aldım. Dünü, bugünü ve yarını etkileyen yönlerine kısaca temas ettim. Çünkü uygarlığın tekâmül etmesi ile sanatın ve sanatçının kemâlatı arasında doğrudan bir ilişkinin söz konusu olduğu ifade edilebilir. Sanatçının bir takım üstün özellikleri onun ortaya çıkardığı eserlerde görülebilir. Uygarlığın seyir çizgisi kontrol edildiğinde bir çok önemli atılımın önünde veya arkasında buna benzer durumlar görülecektir.

31 Mayıs 2024

, ,

Ubeydullah Öz'ün "İsmini Hak Etme Derdindeki Öykü" Kitabı Üzerine

Ubeydullah Öz ve İsmini Hak Etme Derdindeki Öykü kitabı

Kıymetli dostum Ubeydullah Öz'ün öykülerini bir araya getirdiği "İsmini Hak Etme Derdindeki Öykü" kitabı Matruşka Yayınları'ndan Şubat 2024'te neşroldu. 25 öykünün ve 1 çizgi romanın bir araya geldiği kitap 78 sayfadan müteşekkil. Çakıcı Mustafa başlıklı kısa öykü ile kapılarını okuruna açan kitap yazarın ilk göz ağrısıdır. Ubeydullah Öz'ü "İsmini Hak Etme Derdindeki Öykü" kitabı için tebrik ediyorum. Okuruna ulaşmasını, muhatabını bulmasını diliyorum.

On beş yıla yakın bir süredir tanıdığım Ubeydullah Öz, dostluğuyla ve desteğiyle daima yanımda olmuştur. Edebiyat ve tiyatro alanlarında kıymetli emeklerine ve ortaya koyduğu değerli ürünlere şahitlik ettim. Bu anlamda daima bir arayış içinde olmuş, denemekten ve yenilenmekten çekinmemiştir. Okuruna ulaştırdığı öykülerde tekrara düşmeyen yazar, akıcı dili ve merak uyandırıcı üslubuyla okuru peşinden sürüklüyor. Yazar özgün sesini ve üslubunu kısa öykülerinde okuruna duyurmayı başarmış. Öz'ün öykü serüveninde şahitlik ettiği ve okurunu şahit kılmak istediği arayışı kitabını yükselten etkenler arasında.

Kitabın editörlüğünü yürüten Hüseyin Kılıç kitabı şu satırlar ile okura takdim etmiştir:

"Ubeydullah Öz, okurları mekânlar, zamanlar ve anlar arasında kısa ve yoğun yolculuklara çıkarıyor. Okur, kitabın isminde ve kahramanlarında olduğu gibi nerede olduğunu ve nereye varacağını kestiremediği satırlarda merakla ilerliyor. Bu yolculuklar kâh hayal aleminde kâh gerçek dünyada kâh bir destanın ortasında kâh isimsiz bir dağın tepesinde bilinmez bir evin içinde sonlanıyor. Yahut başlıyor."

Kitapların (varsa) ithaf sayfaları daima merak etmişimdir. Ubeydullah Öz, ilk kitabını "sevgili eşim Melek'e..." ithafıyla okuruna takdim etmekte. Peki kitabın ismi nereden geliyor diye soracak olursanız, kitaba ismini veren bir öykü var.

***

Ubeydullah Öz'ü çeşitli sıfatlarla tanımlayabilirim. Benim ve bizim için dost. Öğretmen, yazar ve bir masal anlatıcısı. "Masal Anlatıcısı" tabiri dikkatinizi çekmiş olabilir. Özellikle hemen herşeyin dijitale evrildiği ve sözlü geleneğin unutulduğu bir dönemde çocuklara ve dahi yetişkinlere "anadolu masalları" anlatmak ve bizi köklerimizden haberdar etmek çok mühim bir uğraş. Bu bağlamda Öz'ün öyküleri de anlatıcılığa ve seslendirmeye oldukça elverişli metinler. Çünkü ifade ettiğim üzere akıcı bir dile ve merak uyandırıcı bir üsluba sahip. Müzisyen ve seslendirme sanatçısı Nisan Kumru, kitaptan üç öyküyü dinleyenleri için seslendirdi. Bu öyküler sırasıyla şunlar: İsmini Hak Etme Derdindeki Öykü, Çay Verim mi Abim, Kümesindeki Tavukların İlk Yumurtalarını Kendisi Yemek Yerine Kucak Dolusu Muhabbetle Sunan Kutlu Komşu Kadın. Söz konusu seslendirmeyi şuradan dinleyebilirsiniz.

Ayrıca anlatıcılığa ve edebiyat serüvenine dair uzun bir söyleşi de mevcut. Kitap Haber internet sitesinde yayınlanan söyleşide soruları Müzeyyen Çelik K. soruyor. Söyleşiyi şuradan okuyabilirsiniz.

***

Ubeydullah Öz'ün pek çok çalışmasına yakından şahitlik ettim ve bazı çalışmalarında da yanında bulundum. Üniversite yıllarımızda aynı fakültede farklı bölümlerde lisans eğitimimizi tamamladık. Bizi bir araya getiren şey edebiyat olmuştu. İlk önce 2012 yılının Nisan ayında ilk sayısını yayınladığımız Nun Edebiyat etrafında bir araya gelmiştik ve bu anlamda bizim gibi düşünen, bize destek olan diğer arkadaşlarımızla tanışma fırsatımız olmuştu. Üniversiteden mezun olduktan sonra ise 2015 yılının yine Nisan ayında ilk sayısının yayınladığımız Enfa Edebiyat bizde yeni heyecanlar uyandıran bir başlangıç olmuştu. İşte aşağıda iktibas ettiğim satılar ise yazarın kitabında yer "Enfa" başlıklı öyküsünden... 

Bir çay ocağının önünde sustular, ellerini omuzlarından çekip ceplerini yokladılar. Çıkan kuruşlukları bir bir saydılar, iki çay bir simite denk gelen meblağ ile tebessümleri arttı. İki tabure çekip oturdular, çay söylediler, simit bölüştüler ve sustular. Suskunluk da şiir söylemek kadar yakışıyordu onlara.

Ubeydullah Öz, İsmini Hak Etme Derdindeki Öykü

İsmini Hak Etme Derdindeki Öykü, Sayfa 51

İsmimin anılması, eserin yazarıyla ortak anılarımı - hatıralarımı okumak çok güzel ve mutluluk verici bir durum. Umarım Ubeydullah Öz'den daha çok öyküler okuma fırsatımız olur.


2 Mayıs 2024

, , , ,

Mustafa Melih Erdoğan'ın "Hediyelerin Sahipleri" Şiirinde Nesnel Bağlılaşım

Mustafa Melih Erdoğan ve Bir Büyük Kırmızı kitabı

Aşkar Dergisi’nde 28. Sayıdan 68. sayıya kadar, on yılı aşkın bir süredir Genel Yayın Yönetmenliği'ni yürüten Mustafa Melih Erdoğan’ın şiirleri şimdiye değin iki kitapta bir araya geldi. Hangi Anahtar şairin ilk şiir kitabıdır. Şair, 2016 yılında yayınladığı Hangi Anahtar ile modern Türk şiiri adına birikimlerini, tecrübelerini kitaplaştırarak okuruna bir ilk kitap sunmuştu. Erdoğan’ın ikinci şiir kitabı ise Bir Büyük Kırmızı. 2021 yılında yayınlanan ve 48 sayfadan müteşekkil olan kitap “Hediyelerin Sahipleri” başlıklı şiir ile kapılarını okura açıyor. Şairin Hediyelerin Sahipleri başlıklı şiiri aynı zamanda Aşkar Dergisi’nin Ocak – Şubat – Mart 2020 tarihli 53 sayısında yayınlandı. Şiirlerinde özgül ve özgün bir tavır ortaya koyan Erdoğan şiir üzerine düşüncelerini aktardığı bir söyleşisinde şu ifade yer almaktadır. "Şiir bizim için bir mesûliyet meselesidir." 

8 Nisan 2024

, , , , , , , , , , ,

Mülkiyet ve İktidar Kavramları Üzerinden "Susuz Yaz" Filmi Üzerine Bir Değerlendirme

Necati Cumalı'nın Susuz Yaz kitabı ve Metin Erksan'ın Susuz Yaz filmi afişi

Necati Cumalı'nın 1962 yılında yayınladığı "Susuz Yaz" isimli hikâyesi, dönemin sosyal ve kültürel gerçekliğine ayna tutan bir eser olmuştur. Susuz Yaz, temel geçim kaynağı tarım olan insanların hikâyesini anlatmaktadır. Hikâye, tarımsal üretimde en temel araç olan "toprak ve su" kaynaklarının özel mülkiyet çerçevesinde değerlendirilmesi ile ortaya çıkan mücadeleyi konu etmektedir. Cumalı'nın Susuz Yaz'ı 1963 ve 1973 yıllarında olmak üzere iki defa sinemaya uyarlanmıştır. 1963 yılında sinemaya uyarlanan filmin yönetmeni Metin Erksan, 1973 yılında sinemaya uyarlanan filmin yönetmeni ise Yılmaz Duru'dur. 

25 Mart 2024

, ,

Özgür Ballı'nın "Kaçıncı Tekil" Kitabı Üzerine

Özgür Ballı ve Kaçıncı Tekil kitabı

Özgür Ballı şiirlerini ve yazılarını severek okuduğum, edebi çalışmalarını ilgiyle takip ettiğim bir şairdir. İlk kitabı İronika'yı (2012), Ben Seni Sonra Ararım (2016) ve Astigmat Sarı (2019) izledi, bu üç kitap da Ebabil Yayınları çatısı altında yer buldu. Şairin son yıllarda yazdığı şiirler ise Kaçıncı Tekil (2023) başlığı altında kitaplaştı. Kaçıncı Tekil İthaki Yayınları tarafından yayımlandı. Özgür Ballı'yı Kaçıncı Tekil için tebrik ediyorum. Okuruna ulaşmasını, muhatabını bulmasını diliyorum.

14 Şubat 2024

, , , , ,

Hüseyin Karacalar'ın "Sen Muş'ta Uzak Bir Kışta" Şiirinden Hareketle Şairin Şiirde Bireyselliği Üzerine

Hüseyin Karacalar ve Cevapsız Aramalar kitabı

Şiirlerini ve yazılarını severek okuduğum, takip ettiğim şairlerden birisi de Hüseyin Karacalar... Şairin şiir sunağından okuruna ulaşan şiirler şimdiye değin iki kitapta bir araya geldi. Cevapsız Aramalar ve Her Şey Geçtiğinde... Hüseyin Karacalar şehir, kent hayatı, modernizm, direnme, vazgeçme, uzaklık, yakınlık, yeniden başlama ve zaman gibi çeşitli konuları şiirinde işlemekte, söylemek istediğini bazen ince ama sert, bazen yumuşak bir söylem ile dile getirmektedir. Şairin şiir dünyasında şehrin ve kent hayatının, bu bağlamda gelişen insan ilişkilerinin önemli bir yeri vardır. Yazının merkezine Karacalar'ın “Sen Muş'ta Uzak Bir Kışta” başlıklı şiirini konumlandırıp, şairin şiirdeki bireyselliğini yorumlayacağım.

23 Kasım 2023

, ,

İdris Ekinci'nin Direniş Mümkündür Kitabı Üzerine

İdris Ekinci ve Direniş Mümkündür kitabı

İdris Ekinci 2008 yılından beri editörlüğünü yürüttüğü Aşkar Dergisi'nde şiirleriyle ve yazılarıyla okuru ile buluşmakta. Uzun bir süredir Aşkar'ın "Mesûliyet Meselesi" bölümü içinde yayınladığı "İsmet Özel Okumaları" serlevhalı yazı dizisi ile İsmet Özel'i anlama ve anladığını anlatma çabası içerisindeydi. Ekinci'nin yıllardır sürdürdüğü çalışmalar, İsmet Özel'in fikir dünyası üzerine ortaya koyduğu kapsamlı yazılar "Direniş Mümkündür" başlığı altında kitaplaştı. Ebabil Yayınları'ndan çıkan Direniş Mümkündür, okuruna şu cümleler ile takdim edildi.

“1963 yılından bu yana ortaya koyduğu şiir ve düşünce dünyasıyla İsmet Özel muhatabını her zaman farklı bir kavrayış ve anlayış iklimine davet eden bir isimdir. Şiirinin açtığı kulvarda sıkı bir düşünce yapısı inşa eden Özel, son dönem Türk fikir hayatına da damgasını vurmuştur. Bazı fikir adamlarının kurmuş olduğu düşünce dünyası sadece semantik yapıyı kavramakla okuruna kendini açmayabilir. Estetik, ahlâk, tavır ve kimlik unsurlarının iç içe geçtiği bir dünyadır İsmet Özel'in kurmuş olduğu dünya. Bu unsurlardan her biri diğerini destekler ve bütünler niteliktedir. Tabiidir ki İsmet Özel'i okurken bu bütünlük gözetilmelidir. Direniş Mümkündür bu dünyanın etrafında bir seyir, bir anlama çabasının mahsulüdür.”

30 Mayıs 2023

, , , , , ,

Feridüddin Attâr’ın “Mantık’ut-Tayr” Manzumundan Hareketle Ömer Kavur’un “Gizli Yüz” Filmi Üzerine Bir Değerlendirme

Mantık'ut Tayr kitabı ve Gizli Yüz filmi

Sinema izleyicisi ile buluşan her film kolektif bir çabanın ürünüdür. Filmin çekim sürecinde ortaya konulan emeği bir amaç etrafında buluşturan ve yönlendiren kişi yönetmendir. Yönetmen kavramı Fransızların “metteur en scene” olarak ifade ettiği “sahneye aktaran yönetmen” ve  “auteur” olarak ifade ettiği “yaratıcı yönetmen” olmak üzere iki  sınıfa ayrılabilir. Türk sinemasında Reha Erdem, Yeşim Ustaoğlu, Semih Kaplanoğlu, Derviş Zaim, Nuri Bilge Ceylan, Metin Erksan ve Zeki Demirkubuz gibi isimler bu sınıflamada yaratıcı yönetmen sınıfında değerlendirilmektedir. Yine bu isimler arasında zikredilen Ömer Kavur ise kendine özgü sanat anlayışı ve yorumlayışı ile çağdaşı olan yönetmenlerden ayrılmaktadır. Kavur’un filmleri temasal boyutlar bağlamında değerlendirildiğinde filmlerinin benzer tematik özelliklere sahip olduğu gözlenecektir. Filmlerde gözlenen bu özellikler “bir Ömer Kavur filmi” etiketinin oluşmasını katkı sağlamıştır. Yapımcının “bir Ömer Kavur filmi” olarak takdim ettiği filmlerden birisi de “Gizli Yüz” filmidir.

23 Mayıs 2023

, , ,

Nikolay Gogol'un Petersburg Hikâyelerindeki Karakterlerin Asabî Tutumlarının Kaynağı

Nikolay Gogol ve Petersurg Öyküleri kitabı
Yalnızlık diye bir şey yoktur. Yalnızlık senin yokluğundur.
Nikolay Gogol
Hepimiz Gogol'un Palto'sundan çıktık.
Fyodor Dostoyevski

Nikolay Gogol, Palto isimli hikâyesini 1842 yılında yayınladığında dönemin edebiyat çevrelerinin yoğun ilgisini çekmişti. Bir edebiyat olayı olarak nitelenen söz konusu hikâye Gogol'un olgunluk dönemi verimlerinin başında gelmektedir. Rus roman yazarı Fyodor Dostoyevski'nin "Hepimiz Gogol'un Palto'sundan çıktık." olarak nitelediği hikâye, 19. yüzyıl Rus Edebiyatı'nı özetlerken Gogol'un edebi kimliğine de ışık tutmaktadır. Aleksandr Puşkin'in başlatmış olduğu "Küçük İnsan Teması" üzerine birçok hikâye yazan Gogol'un şu dört hikâyesi üzerine konuşmak istiyorum. 1. Neva Bulvarı. 2. Burun. 3. Portre. 4. Palto. Gogol'un bu dört hikâyesinden hareketle metinleri çeşitli boyutlarıyla inceleyeceğim. Bu metinlerde işlenen karakter çatışmaları, toplumsal normlar, etik değerler, insan - insan ve insan - sistem ilişkileri, karakterlerin eşya ve hadiselere karşı tutumu ve yazarın ulaşmak istediği sonuç incelememin özünü oluşturacaktır.

5 Mayıs 2023

, ,

Sezai Karakoç'un Samanyolunda Ziyafet Kitabı Üzerine

Sezai Karakoç, Samanyolunda Ziyafet

Ramazan ayını ve bayramını geride bıraksak da, Ramazan boyunca hissettiğimiz iklimi bütün bir yıla yaymayı, Ramazan ayın süresince yumuşayan kalbimizi tekrar katılaşmasına fırsat verecek her şeyden uzak durmayı ve bu ruhu yaşamın dinamiği haline getirmeyi ümit ediyorum.

Türk şiirinin büyük ismi Sezai Karakoç, ramazan aylarında olmak üzere çeşitli yıllarda, farklı yayınlarda oruç üzerine yazılar kaleme almıştır. Söz konusu bu yazılar Samanyolunda Ziyafet başlığı altında kitaplaştırılmıştır. Eser Karakoç'un şair ve düşünür şahsiyeti altında ortaya çıkan, lirik ve didaktik üslup ile örgüleşen bir yapıdadır. Karakoç, Samanyolunda Ziyafet ile okurunda ramazan ayına karşı bir coşkunluk hali ortaya koymayı hedeflerken, ramazanın düşünsel yönlerini ve toplumu ilgilendiren taraflarını da işaret edici ve yönlendirici bir dil ile aktarmayı başarıyor. Eserde oruç kavramı her yıl insanların katıldığı bir ruh şölenine benzetilmektedir.

8 Ekim 2022

, , , , ,

Franz Woyzeck ve Rodion Romanoviç Raskolnikov Karakterlerinin Anti-Kahraman İmajları Üzerine Bir Değerlendirme

"Woyzeck" ve "Suç ve Ceza" kitapları

Georg Büchner, modern Alman tiyatrosunun çok şey borçlu olduğu bir oyun yazarı. Büchner, iktidar, güç ve birey arasındaki ilişkiyi aydınlanma düşüncesi bağlamında Woyzeck oyununda ele almıştır. 19. yüzyılda romantizm ve idealizmin etkilerinin yoğun olarak hissedildiği Almanya’da modern insanın problemlerini çarpıcı bir dille eserine aktaran Büchner’in kurgusal evreninde modern insan “şey ve özne” arasında bir yerdedir. Bu dönemde aydınlanma düşüncesi ile materyalizm ve pozitivizm yükselmiş, insan zincire vurulmuş olsa bile fikirleriyle hür kalabildiği anlaşılmıştır. Fakat Büchner eserlerinde insanın hür iradesinin elinden alındığını ifade etmektedir. Bu doğrultuda Woyzeck oyununu değerli kılan, onu Alman romantizminin ve idealizminin dışında değerlendirmemizi sağlayan belki de en önemli unsur insanı tüm çıplaklığıyla ortaya koymaya çalışmasıdır. Şara Sayın “Devrimci Dram Yazarı Georg Büchner s. 121” kitabında yazarın bu yönünü şu cümlelerle ifade etmektedir. “Zincire vurulmuş olsa bile hürdür insan diyen Schiller’in aksine, Büchner insanı fatalizmin ve determinizmin esiri olarak görür. İpleri bilinmeyen güçlerin elinde birer kukla olan Büchner’in insanlarının ‘Ben’leri, kişilikleri yoktur.” Şara Sayın’ın ifadelerinden de anlaşılacağı üzere Büchner’in yazın dünyasında ‘ben’ler, kişilikler ve ‘kurtarıcı’ kahramanlar yerine ‘karşı-kahraman’ diğer bir deyişle ‘anti-kahraman’ insanlar yer almaktadır. Woyzeck’in başkarakteri olan Franz Woyzeck, bu anlamda edebiyatta anti-kahraman imaja örnek teşkil eden ilk karakterlerden birisidir. 

9 Ağustos 2022

, , ,

John Steinbeck'in Yukarı Mahalle Kitabı Üzerine

John Steinbeck ve Yukarı Mahalle kitabı

İnsanlığın yakın tarihi üzerine okumalar yaptıkça çeşitli yazarlardan ve kitaplardan haberdar oldum. Okuduklarımı, not ettiklerimi, üzerinde fikir yürüttüğüm alanları buradan sizlerle paylaştım. Sözünü ettiğim yazılarımdan birkaç örnek göstererek bu alandaki görüşlerimi sunmak istiyorum.

Serazat Edebiyat'ın 1. Sayısında yayınlanan "İsmet Özel’in “Esenlik Bildirisi” Şiirinden Hareketle Byung Chul Han’ın “Palyatif Toplum Günümüzde Acı” Kitabı Üzerine Bir Değerlendirme" başlıklı yazımın ardından 20. yüzyıl dünyası ve bu dönemde çıkan edebi eserler ile ilgili literatür taraması yaptım. Bundan yıllar önce "Fareler ve İnsanlar" isimli kitabıyla tanıdığım Steinbeck "Yukarı Mahalle" isimli kitabının dönemi okumak ve değerlendirmek için önemli bir eser olduğunu anladım. Şimdi Yukarı Mahalle'den bende kalanlar üzerine konuşmak istiyorum.

17 Temmuz 2022

, , , , , , , ,

İsmet Özel’in “Esenlik Bildirisi” Şiirinden Hareketle Byung Chul Han’ın “Palyatif Toplum Günümüzde Acı” Kitabı Üzerine Bir Değerlendirme

Erbain ve Palyatif Toplum Günümüzde Acı kitapları

Toplum ve toplumu oluşturan parçalar üzerine yapılan çalışmalar incelendiğinde toplumların gelişmiş, gelişmekte ve gelişmemiş olarak sınıflandığı görülebilir. İnsanlık tarihi göz önüne alındığında yönetim şekillerinden, insan ilişkilerine, sanat anlayışlarından, etik değerlere kadar pek çok alanda ekonomik faaliyetlerin etkisi gözlenmiştir. Toplum yaşamında önemli yere sahip olan bu unsurlar üretim ve tüketim dengesine göre şekillenmektedir. Bu durumu neden – sonuç ilişkisi içerisinde değerlendirebilmek ve örnekleyebilmek adına “Sanayi Devrimi” ve sonrasında yaşananlar incelenebilir. 18. yüzyılda, İngiltere’de kendisini gerçekleştiren “Sanayi Devrimi” ile yeni bir döneme geçilmiş oldu. Sözü edilen bu dönemde el sanatlarının ve küçük atölyelerin yerini seri üretim ve büyük fabrikalar aldı. Yine bu dönemde kırsal bölgelerde yaşayan insanlar şehirlere göç etmeye başladı. Böylece tarıma dayalı ekonomik düzen değişti. İşçi sınıfı gibi yeni toplumsal sınıflar ortaya çıkmaya başladı. Günümüz dünyasında insanı ve toplumu yorumlayış biçimi böylece şekillenmiş oldu. 

16 Şubat 2022

, , , ,

Samiha Ayverdi'nin Yusufcuk'u Üzerine

Samiha Ayverdi ve Yusufcuk kitabı

Roman, hikaye, deneme, hatırat ve inceleme türlerinde eserler ortaya koyan Samiha Ayverdi'nin şahsından ve eserlerinden haberdar olduktan sonra onu okumaya başlamak için en iyi tercihin Yusufcuk isimli kitabı olduğunu anladım. Eylül 2021'de Yeni Başlangıçlar başlığı altında kitaptan ve müellifinden söz etmiştim. Kitabı yer yer sürdüğüm okumalarla bitirmiş bulundum. Böylece kitabın ardından bende kalanları sizlerle paylaşmak istedim.

Kitabı Kubbealtı Yayınları neşretmiş ve benim temin ettiğim Aralık 2020'de basılan sekizinci baskısı. 159 sayfadan ibaret olan deneme türündeki eser, Samiha Ayverdi'nin ilk verimlerinden diyebiliriz. Eseri okurken Samiha Ayverdi'nin dili kullanma becerisi, lügatindeki zenginliği ve edebi üslubu beni ziyadesiyle etkiledi. Samiha Ayverdi'nin kelimeleri bir araya getirişindeki zarafet, görünenin ardında saklanan görünmeyene koyduğu işaretler kitaptan alınan edebi lezzeti artırıyor.

22 Nisan 2021

, , ,

Tamam Olma Gayreti

Ferruh Başağa'nın Barış İçin tablosu
"Benim düşünceme göre aşk, ruhların çeşitli yaratıklar arasında bölünmüş parçalarının birleştirilmesidir. Bu birleşme onların en yüksek temel ögelerinde meydana gelir. Beraberlik ve ayrılığın, varlıkların birleşimi ve ayrışımıyla ilgili olduğunu biliyoruz. Her şekil kesinlikle kendine uygun olan şekli çağırır; onu arar, bulur. Her şey misli mislinedir. Aramızda karşıtların birbirini ittiğini , benzerlerin birbirlerini çektiğini, hemcinslerin birbiriyle uyum sağladığını bilmeyen yoktur. Niçin aynı durumlar ruhlar için söz konusu olmasın? Allah Adem’in eşinde bulacağı ısınmanın nedenini Havva'nın kendisinden bir parça bulmasında kılmıştır." 
İbni Hazm, Güvercin Gerdanlığı

İnsan temelde eksiktir. Bu insanda varoluşsal bir açmazdır. Temeldeki bu eksiğin farkına varabilmek için insan kelimesini tanımlamak ve tamamlamak gerekecek. Şeyh Sadi Şirazi'ye göre, insan, üç beş damla kan ve bin bir endişedir. İnsan eksik olduğunu idrak ettikten sonra, bu eksikliği kapatabilmek, tamamlayabilmek adına bir arayışın içine girer. İnsanın tamamlanmak adına giriştiği bu arayış boyunca tedirginlik, korku ve endişe kendisine eşlik edecektir. Burada sorulması lazım gelen soru şu olmalıdır.